Gök kubbe yerle yeksan olsa, biz insan oğlu iflah olmayacağız. Gün geçmiyor ki ağlayıp sızlamadığımız,
kötü haberlerle uyanmadığımız. Bu hırs, bu öfke, bu gaflet uykusu nedir? İnsanız ama ne insanoğluna ne de
bu dünyaya saygımız kalmamış. Nefret kaplamış tüm gözleri, kör  olmuş yürekler…

Sanki hoşgörü coğrafyasına ekilen tüm sevgi tohumları yeşermeyi unutmuş. Biz ki Mevlana’nın yüce yaşam felsefiyle büyümüş nesilleriz. Ne güzel demiş gönlü güzel insan;
Tut ki Ali’den miras kaldı sana zülfikar,
Sende Ali’nin yüreği yoksa zülfikar neye yarar?”

Mücadelemizde kötülere karşı yürekli olmalıyız. İşte bu sebeplerden ötürü unutmamalıyız ki: her müslüman, bir devlet, her müslümanı devlet kılan ise  imanı ve inancıdır. Sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü geri kazanmalı ve gelecek nesillere iyi bir ahlak aşılayabilmek için önce kendi değerlerimizi diri tutmalıyız. Cihan Fatih’i gibi, Ertuğrul gibi Osman Bey gibi yüreğimizi ortaya koyup, değerlerimize değerler katmak zorundayız.
Atalarımızın ödediği bedeller ile bugünlere geldik. Bizler de torunlarımız için bedel ödemeliyiz. Etrafınıza bir bakın. Haksızlıklar, arsızlıklar, alçaklıklar, namussuzluklar diz boyu olmuş. Hapishaneler, sokaklar tacizcilerle ve istismarcılarla dolmuş. Taciz edilenlerin % 80 i, bizim mağrur ve savunmasız engelli çocuklarımız. Onların şiddet gördüğü, ezildiği ve canlarına kast edildiği bu dönemde, bir nesil tüm değerlerini kaybetmiştir kanımca.

Sorulacak tüm sorular cevapsız kalmaya mahkum sanki. Bütün diller lal olmuş. Bütün gözler kör ve bütün umutlar bir çare.

Biz, siz, ben, sen, o farketmeksizin umutlarımız kırılıyor birer birer. Hepimizin elinden gelecek bir şeyler vardır diye düşünüyorum. Yoksa nasıl dönsün bu devri alem?

Hoş nidaların ve şen çocuk kahkahalarının yükseleceği bir hayat dileğiyle…

Hoşçakalın , sevgiyle kalın.