Bakıyorum şöyle etrafıma da bizim Down sendromlu Osman’daki cesaret; elinden ekmeği alınmış, kuzuların sessizliğine bürünmüş kişilerden daha fazla. Düşünsenize buğday ekiyorsun yan komşun geceden araklıyor, Sen koca günü derin bir suskunlukla geçirmeyi tercih ediyorsun. Hiçbir şey olmamış gibi… Diğer tarlanda mısır ekili… Tam hasat zamanı bir sabah bakıyorsun ki onu da diğer komşun araklamış. Sadece senin değil diğer komşunun da
Gelen var, gelemeyen hasta olan var, hastane randevusu olan var. Yani anlayacağınız o ki varda var. Şimdi hal böyleyken rehabilitasyon merkezleri ne yapsın? Maaş var, SSK var, kira, vergi, stopaj, yakıt, servis, yemek, su, doğalgaz varda var yazsam sayfalar yetmez sığmaz köşelere… Sabah 8 akşam 18 nizamiye askeri gibi hazır kıtayız… Servis çıkarken gelirken takip eder haldeyiz kim geldi kim
21. yüzyılda olmamıza rağmen hala bazı şeylerin izahı yok. Vicdanların körelmeye buz gibi yüz tuttuğu, kötülüklerin başını alıp gittiği bir dönemdeyiz. Az önce gazetede 3 tane otizmli çocuğuna cinsel istismarda bulunan bir babanın haberini okudum ve yüreğime sanki hançer saplandı. Allah belalarını versin bu adamların! En ağır cezaları alsınlar! Hiçbir çocuğa, hiçbir kadına, izni olmadan dokunamayacaklarını anlasınlar. Zorla da olsa
Gök kubbe yerle yeksan olsa, biz insan oğlu iflah olmayacağız. Gün geçmiyor ki ağlayıp sızlamadığımız, kötü haberlerle uyanmadığımız. Bu hırs, bu öfke, bu gaflet uykusu nedir? İnsanız ama ne insanoğluna ne de bu dünyaya saygımız kalmamış. Nefret kaplamış tüm gözleri, kör olmuş yürekler… Sanki hoşgörü coğrafyasına ekilen tüm sevgi tohumları yeşermeyi unutmuş. Biz ki Mevlana’nın yüce yaşam felsefiyle büyümüş nesilleriz. Ne güzel demiş gönlü güzel insan;
Beylikdüzü’nde dengeler değişecek mi dersiniz? Niye soruyorum bunu… Durumlar malum, kulisler kaynıyor. Şöyle bir örnek vereyim isterseniz. Matruşkaları bilirsiniz hani içindenonlarca farklı boyu çıkan… Beylikdüzü siyaseti de şuan tam olarak böyle kim nerede, kiminle ne yapıyor. Hangi emirlere itaat ediyor, nasıl böyle çoklu davranış değişikliği gösteriyorlarpekanlamak mümkün değil. Devlet içinde devlet iş işinde iş var. Şimdi ben kalksam desem ki
Dünya ülkeleri nelerle uğraşıyor biz nelerle uğraşıyoruz? Hani atı alan Üsküdar’ı geçti derler ya ortada at bile kalmadı. Avrupa uzayda ekin ekmeye başladı biz hala saman ithal ediyoruz. Gelişmiş tüm dünya ülkeleri yarını değil kendinden kaç sonraki nesilleri düşünüp ona göre hesap yapıyor. Biz niye millet olarak bu kadar rahatız bilemiyorum. Düşmüşüz incik boncuk derdine, hal böyleyken yarınlarından emin olmak mümkün
Dünyada zulüm, şehirlerde zulüm, sokaklarda zulüm… Arakan’da, Filistin’de, Kudüs’te, Suriye’de, Çin’de, dünyanın her tarafında zulüm almış başını kol geziyor. Hal böyle olunca aklıma Hülagühan bir hikayesi aklıma geliyor. Hülagü Han bir gün, şehrin dışına kurduğu karargâhında, o beldenin en büyük âlimi ile görüşmek istediğini bildirir. Bu haber, âlimler arasında korku ve endişeye sebep olur. Kimse Hülagü tarafından öldürülmek korkusuyla bu
Otizm son zamanların en yaygın gelişim gösteren problemi. Bazen eğitimle bazen de farklı alternatiflerle aileler çözüm aramak için çalışıyor. Bağırsak florasının önemini defalarca hatırlatan diyetlerden biri; GAPS Diyeti. Özellikle yurtdışında bu anlamda ciddi çalışmalar yapılıyor. GAPS diet, fodmap diyet ve gluten free diyet gibi isimleri olan farklı ancak teknik olarak birbirine benzeyen diyet listeleri ile hastalar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Çocuklarının
2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Otizm, bireyin dış dünyadaki uyaranları algılamasını, aldığı bilgileri düzenleyip kullanılmasını
21 Mart hem dünyada hem ülkemizde her yıl Farkındalık günü olarak kutlanıyor. Farkındalığın ’21 Mart’ gününde olmasının nedeni ise yine kendileri kadar özel… 21. kromozomlarının 2 tane yerine 3 tane olması takvimlerde 21 ve 3 rakamını özel kılıyor. Dünya genelinde 6 milyon, Türkiye’de ise rakamların kesin olmaması nedeniyle 100 bin civarı insanın bu genetik farklılığı mevcut. Biz de bu farkındalığa